“federico nasil?”
“iyi”
“august nasil”
“o da iyi”
sessizlik, balyoz sesi sadece.
“federico’nun dersleri nasil, iyi mi?”
“fena değil galiba.”
“ya august’un?”
“onunkiler de iyi sanırım.”
“seninkiler.”
“sorun yok.”
sessizlik.
“federico uslu mu?”
“tabii.”
“ya august?”
“o da.”
“sen?”
“sanırım.”
sessizlik.
“evde her şey yolunda mı?”
“her şey yolunda.”
“herkesin sağlığı yerinde mi?”
“yerinde hepimiz iyiyiz.”
“federico dün aksam iyi uyudu mu?”
“tabii. her gece iyi uyuyor.”
“ya august?”
“evet.”
“ya sen?”
“çok iyi.”
ve sonun da sordu.
“annen nasil?”
“eve donmeni istiyor.spagetti pişiriyor, seni sofrada gormek istiyor.bana oyle dedi.”
bir taş kaldırdı. bu seferki daha iri; büyük çaba, yüzü morardı.sonra taşı koyup üzerine yaslandı nefes nefese. eli gözüne gitti, parmağıyla burnunun yanından aşağı süzülen yaşı süpürdü.
“gözüme bir şey kaçtı. küçük bir taş parçası.”
“biliyorum bana da olmuştur.”
“nasıl annen?”
“iyi. çok iyi.”
“bana kızgın değil mi artık?”
“hayır eve dönmeni istiyor.”